16 Kasım 2022 Çarşamba

DEME (ŞİİR)

 'Seviyorum' deme insan

Hayvanlar da sever

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Aşığım' deme insan

Hayvanlar da aşık olur

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Mutluyum' deme insan

Hayvanlar da mutlu

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Ben konuşuyorum' deme insan

Hayvanlar da kendi dillerinde konuşurlar

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Çalışıyorum' deme insan

Hayvanlar da çalışır

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Ben iyi bir insanım' deme insan

Değirmen taşı da iyidir

Ancak taştır

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Ben yararlı insanım' deme insan

Ispanak da yararlıdır ancak ottur

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Benim teknolojim var' deme insan

Kuşlar da kendi teknolojileri ile uçarlar

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Ben ilaha inanıyorum' deme insan

Puta tapıcıların da ilahı var

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Özgürlükten yanayım' deme insan

Hayvanların da özgürlükleri var

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Ben düşünüyorum' deme insan

Hayvanların düşünenleri de var

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver,

'Ben insanım' deme insan

İnsanı insan yapan

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dinin içindeki özelliklerdir

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin

'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' dediği dinden haberin var mı

Sen ondan haber ver.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 16.11.22/18.15


BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 332 (ŞİİR)

 Çok mu seviyor seni

Neden çok sevsin ki içi bağırsak, bok, iğrençlik dolu seni

Öldüğünde mezara koyup gitmeyecek mi

İçi lav, kor, ateş dünya üzerinde yalan bir durum hayat(yaşam)

Akılsız(ussuz) hayvanların, beyinsiz bitkilerin bile sevinçle paylaştığı

'Sevgi', 'Aşk', 'Saygınlık', 'Sayınlık', 'İyi insan' olmak değil, önemli, değerli, anlamlı, üstün olan

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı evrensel, bilimsel, ve medeni

Din ile 'Doğru insan' olmak

Bu dinin dışındaki dünya ya cehalet ya yalan ya aptallık,

Ateş üzeri toprak

Adına demişler dünya

İskelet üzeri et

Adına demişler insan

Koymuşlar önüne bir erkek, bir dişi

Demişler bu baban, bu anan,

Gerçek olan herşeyi öğren, doğru olan herşeye sarıl

Gerçekleri bilim, doğruları ahlak öğretir

Siyaset ve ilahlar elele(el ele), daha doğrusu siyaset öyle sanıyor

Çünkü siyaset dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dini bilmiyor

Siyaset insanlara dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği dini değil

İlahları öğretiyor çünkü insanlar ilahlara ne kadar çok inanırlarsa

Siyaset de o kadar çok oy alır, o kadar çok keyif sürer

Siyaset bilmiyor ki siyaset dine aykırı bir dünyadır

Çünkü siyaset toplumu böler, insanları birbirlerine düşman eder

Ve ya vahşilik ya ahlaksızlık ya da ikisini de getirir

Gerçek ki siyaset olan yerde din yoktur, din olan yerde siyaset yoktur

Gerçek ki din ve siyaset ateş ve barut gibidirler

Ya da su ve sıvı yağ,

Yaşamak, insanca olmak için para kazanmak zorunda olmak da

Para hırsı da, paraya kölelik de insanları insanlıktan uzaklaştırır

Ki buna özel sektör ya da kapitalistlik denilen sömürgenlik neden olmakta

Ahlakçı, bilimsel, ve devletçi devlet türünde insanlar yaşamak, insanca olmak için

Para kazanmak zorunda değiller çünkü bu devlet türünde herkes devletin memurudur

Yani herkesin yaşamı(hayatı), geliri güvence altındadır

Ancak sömürgenlik, ve sömürgenliğin uşağı olan siyaset türü bunu istemez

Çünkü öyle bir devlet türünde onlara yer yoktur

İnsanların para kazanmak zorunda olmadıkları ahlaklı, bilimsel, teknolojik

Devletçi bir dünya kurulmalı

Çalışmak değil ahlaklı ve bilimsel olmak insanlıktır

İnsanların çalışmak zorunda olmadıkları ahlakçı, bilimsel, devletçi 

İnsanca bir dünya kurulmalı,

Binlerce üniversite olan dünya 'Doğru nedir?'e 'Kime göre doğru, sana göre mi, bana göre mi

Çünkü doğru herkese göre değişir' diyen insanlarla dolmakta

Çünkü hem dünyayı akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı dünya türü olan siyaset

Yönetmekte, hem de siyaset insanları gerçekleri ve doğruları öğrenmelerini engellemekte

Bu nedenle okullar diploma almak, üniversiteler de meslek öğrenilen yerler olmakta

'Doğru' olmayan şey çözüm değildir çünkü 'Doğru' bilim ve ahlaktır

Bilime ya da ahlaka aykırı hiçbirşey ne 'Doğru'dur, ne 'Çözüm'dür

'Doğru nedir?' sorusunun yanıtı 'Kime göre?' değil, 'Bilime ve ahlaka göre'dir

İnsanlara ya da toplumlara doğru şeyler 

Yani bilimsellik ve ahlakçılık öğretmeyen hiçbirşey çözüm değildir

Bu nedenle ki savaş, terör, şiddet, iş, para, mal gibi şeyler de çözüm değildir,

İnsanların en büyük yanlışlarından biri de 'İyi insan olmak' istemeleridir

Oysa önce 'İyi insan' değil 'Doğru insan' olmak gerekir

'İyi insan' olmak kolaydır, yedirirsin, içirirsin, para verirsin, yardım edersin

Köpeklere, kedilere yiyecek-içecek verirsin, yardım edersin, sana 'İyi insan' derler

Oysa 'Doğru insan' olmak zordur çünkü 'İyi insan' olmak için 'İyi' şeyler yapmak gerekirken

'Doğru insan' olmak için önce 'Gerçekleri ve doğruları' bilmek, öğrenmek

'Doğru' şeyler yapmak gerekir ki 'Doğru'nun yolu da 

Önce felsefeden, mantıktan, bilimden geçer

Hiç kitap okumadan 'İyi insan' olunabilir ancak hiç kitap okumadan, bilim öğrenmeden

Felsefe, mantık öğrenmeden, gerçekleri ve doğruları öğrenmeden 'Doğru insan' olunmaz

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim ve ahlak' dedi

Kendinize de, çocuklarınıza da önce 'Doğru insan' olmayı, sonra da 'İyi insan' olmayı öğretin

Ki zaten 'Doğru insan' olmak herkese de, topluma da, insanlığa da, dünyaya da 'İyi insan'

Olmaktır,

İnsan öğrendiği gerçekler ve doğrular ile yükselir

Acıları, sıkıntıları, sıkıntıları gerçekler ve doğrular ile yendikçe güçlenir

Gerçekler bilimden, doğrular ahlaktan öğrenilir

Doğrular yükselmeden doğru iyilik yükselmez

Doğrular yükselmeden doğru sevgi de doğru mutluluk da, doğru var oluş da doğmaz

Doğru doğmadan doğru iyilik de, doğru ruh da, doğru devlet de, doğru hukuk da

Doğru ülke de, doğru vatan da, doğru toplum da, doğru sanat da, doğru edebiyat da 

Doğru özgürlük de, doğru demokrasi de, doğru eğitim de, doğru aile de, doğru ev de

Doğru ekonomi de, doğru söz de, doğru arkadaşlık da, doğru dostluk da

Doğru medya da, doğru bilgisayar oyunu da, doğru eğlence de

Doğru anlak(zeka) da, doğru us(akıl) da, doğru mantık da doğmaz

Cehalet ya da mantıksızlık ya da nefs ya da beden ya da dünya ya da nicelik ya da duyu

Kölesi inanlar iyiliğe açıktır, doğruya kapalıdır; iyiliğe açtır, doğruya kapalıdır

İyilik almaya doymazlar ancak doğruyu istemezler

Onlar dünyalık aldıkça daha çoğunu isterler, onlar dünyayadoymazlar(dünyaya doymazlar)

Onlar cehalet, mantıksızlık, tutarsızlık, beden köleliği, dünya köleliği, haz köleliği içindedirler

Onların gözleri, kulakları, mideleri, cepleri, bedenleri iyilikgörmeye(iyilik görmeye) doymaz

Ancak gözleri, kulakları, beyinleri, ruhları doğruya kapalıdır

Onlar bu nedenle ki 'Ahlak karın doyurmaz', 'Kitap okumak karın doyurmaz' 

'Ahlak bekçisi olma', 'Okuyup da ne olacak', 'Sen önce kendini kurtar' gibi sözler ederler

Oysa hem doğru iyiden üstündür, hem de doğru en büyük iyidir

Ben insanlara iyilik etmeye değil doğruluk etmeye, doğruları öğretmeye geldim

Ki doğruya giden yol beyinin, ruhun, insanlığın, evrimin, ve evrenin hem nitel zirvesi olan

Hem de insanı hayvandan ayıran en üstün nitel fark olan ahlaktan

Ve beyinin, ruhun, insanlığın, evrimin, ve evrenin hem nicel zirvesi olan

Hem de insanı hayvandan ayıran en üstün nicel fark olan bilimden geçer,

Ben ahlakdışılığa ve bilimdışılığa başkaldırıya, isyanın şairiyim ve bilgesiyim

Çünkü ahlak insanlığın en büyük nitel erdemi, bilim de insanlığın en büyük nicel erdemidir

Alim, alime insan cahil insanlarla mutlu oluyorsa doğru alim değildir

Bu nedenle ki dini tanımlayan Din hadisileri 'En acıdığım insanlardan biri de cahiller içindeki

Alimlerdir' diyor

İnsanlıkdışı insanlarla düşüpkalkan alim  de doğru alim değildir

Bu nedenle ki dini tanımlayan Din hadisileri 'Sultanlarla düşüpkalkan alim de hırsızdır' diyor,

Şeriat diye insanlara üç taş ile taharet yaptırmak istiyorlar

Şeriat diye insanları vahşice cezalandırmak ya da öldürmek istiyorlar

Şeriat diye çatal, kaşık yerine eli yemeğe sokup yemek istiyorlar

Şeriat diye insanları akıldışı-bilimdışı giydirmek istiyorlar

Tarihteki uygulamalar din değildir

Din dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımıdır,

Sana edebsizlik edene edebsizlikle değil

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği dinin medeniliği, insaniliği ile davran

Yokluğunuzla kimseyi eğitmeye(terbiye etmeye) çalışmayın

Bunu Zeus'un ve Ra'nın yoklukları bile başaramadı

Durum ki insanları yokluklarınızla eğitmeye çalışmayın, bunu ilahlar bile başaramıyor

Eğitim yoklukla değil dini tanımlayan Din hadisileri'nin 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan 

Merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, 

İsrafsızlık,nefssizlik, ve bunlarla inzivadır' dediği dini öğretmekle

Ve bu dine uygun davranmakla, bu dine uygun konuşmakla eğitin

Varlıkla da, yoklukla da doğru, gerçekçi, insani eğitim olmaz 

Kendinizi de, başkalarını da dini tanımlayan Din hadisileri'nin dediği din ile eğitin,

Köyden gelenler illere(şehirlere), az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere gidenler

Geldikleri yerlerin kültürlerini, geleneklerini, göreneklerini de götürüyorlar

Ancak durum ki insan dişisi de çalıştığı iş yerilerine(yerlerine) de, toplumlarına da

Dişilik özelliklerini götürüyorlar, ahlakdışı moda, ahlakdışı giyim, süs

Makyaj, takı, dedikoduculuk gibi

İlahlara inanan dini inançlılar söylesinler, eğer ilahları yeryüzüne gelseydi

Ne olarak, ne gibi durumda, ne gibi halle gelirlerdi acaba

Size kim ilahından söz ederse bilin ki dini öğretmeye değil 

Kendi dini inançını(inancını), kendi inançını, kendi ilahını öğretmeye

Çalışıyordur ya da kendi geleneklerini-göreneklerini ya da kendi siyasi partisini

Çünkü din ancak ve yalnızca, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin din tanımı ile öğrenilir ve öğretilir,

Dini inançlar, ahlaklar, töreler, gelenekler insan dişisini anne(öke), ev kadını, beyin, ruh

Olmak için yetiştiriyor

Modanın, pılajın(plajın), medyanın, özel sektörün, siyasetin, sanatın akıldışı-ahlakdışı türü ise

İnsan dişisini cinsel organ, erkeklik organına uşaklık, erkeği cinsel olarak mutlu etmek

Meni kabı(kapı), becermelik, yatmalık, utanmazlık, ahlaksızlık olarak 

Yetiştirmeye çalışmakta görünmekte

Ortalık demokrasi, laiklik, özgürlük, insan hakları, kadın hakları, özel yaşam(hayat) diye

Yürüyen, konuşan, yiyen, içen, gezen, alışveriş yapan, çıplak dev vaginalarla dolmakta

Tuhaf ki bu tür insan dişisi ve yandaşları da bu durumdan kendilerine saygınlık beklemekte

Oysa saygıyı ahlakı dışlayan değil ahlaka uyan hak eder

Çünkü ahlak beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, medeniliğin, insaniliğin, insanlığın

Evrimin, ve evrenin hem nitel zirvesidir

Hem de insanı hayvandan ayıran en üstün farktır

Yoksa hayvanlara tapan halkları da anlamak, onlara da saygı göstermek

Onları da bilimsel, akıl-ruh sağlıklı saymak gerekirdi

Ve tarih de, bilim de, insanlık da asla ilerlemezdi,

Baharı severim çünkü insanlığa ürün sağlar

Yazı severim çünkü dünyayı ısıtır

Kışı severim çünkü insanları en azından giyim olarak ahlaklı yapar

Her canlı hem yaşamına(hayatına), hem ölümüne gebe(hamile)

Yaşam da, ölüm de her canlının kendi içinde saklı

Size bağırıpçağıran(bağırıp çağıran) insan kendi sorunlarından dolayı mı

Kızgınlıktan dolayı mı yoksa sizi sevmediği için mi size bağırıpçağırmaktadır

Aptal durumuna düşmemek için bunu bilmelisiniz,

'Demokrasi ve özgürlük' diye getirilen siyaset

Gericiliğin ve ahlaksızlığın sesi ve maşası oldu

'Medenilik' diye getirilen moda

Manyaklığın sesi ve maşası oldu

Pilajlar(Plajlar, Pılajlar) bedene sağlık verse de ruhları çürütmekte

'Dostluk' diye getirilen turizim(turizm, turizım) insanlığın düşmanı oldu

Dünya ve insanlık insanlıkdışılık ve düşmanlık üzerine kurulmakta sinsice

Kendine 'Demokrasi ve özgürlük' diyen, akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı siyaset

Eli ile,

Ölüler unutur, unutmayan dirilerdir

Ölüler yaşamaz, yaşayan dirilerdir

Ölüler işitmez, işiten dirilerdir

Ölüler görmez, gören dirilerdir

Ölüler bilmez, bilen dirilerdir

Ölüler sevmez, seven dirilerdir

Ölüler düşünmez, düşünen dirilerdir

Ölülerin ruhu, dili, dini, vatanı, milleti, devleti, zamanı, kimliği, kişiliği, ailesi, diploması olmaz

Ruhu, dili, dini, vatanı, milleti, devleti, zamanı, kimliği, kişiliği, ailesi, diploması olan dirilerdir

Ölülerin son bakışlarında hiçbir kimse, hiçbirşey yoktur

Canlılar nesneden gelirler, nesneye giderler

Bilin ki yalancı bir dünya olan siyaset size gerçekleri ve doğruları öğretmez ki

Dini öğretsin

Çünkü din 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyor

Gerçek ki siyaset 'Ben ilahım' diyen hükümdarlığın torunudur

Siyaset ya ilah getirir ya kendini ilah yapar

Çünkü yalan bir dünya olan siyaset ilahsız yapamaz

Siyasete önce 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin din tanımını öğretin

Gerçek ki o zaman siyaset yalancılardan başka bir de dini de inkarcılardan olacaktır.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 16.11.22/09.37


4 Kasım 2022 Cuma

BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 329 (ŞİİR)

 Ruhbilimi(Ruh bilimi, Psikoloji, Pısikoloji, Pisikoloji) anlamalı artık

Toplumlarda, insanlıkta, dünyada yayılan şey depresyon değil şizofreni, yani sosyal bunama

Çünkü ahlakdışı-bilimdışı bir dünya olan siyaset böyle istiyor

Çünkü ahlakdışı-bilimdışı bir dünya olan kapitalistlik böyle istiyor

Akıldışı-bilimdışı-ahlakdışı-insanlıkdışı moda türü de, astroloji de, ahlakdışı pılaj(plaj) türü de

Ahlakdışı ünlü türü de, siyaset de, videolu, kahkahalı sosyal medya türü de bunun kanıtı

'Yüksek tansiyon önlenmezse bunamaya neden olabiliyor' diyorlar

Oysa zaten insanlık bunaklık durumu içinde

Çünkü ahlaka ve bilime aykırılık zaten bunaklık durumudur

Çünkü beyinin en doğru durumu ahlak ve bilimdir

Bu nedenle ki akıldışı-ahlakdışı moda türü de

Ahlakdışı pılaj(plaj) türü de, astroloji de bunaklık durumudur

Ortalıkta bikini diye sütyen-külotla, mini şort diye külotla

Tayt pantolon diye uzun külotla, mini etek diye apışarasız külotla dolaşmak da

Yüzü, gözü makyaj diye boyamak da

Pirsing, dövme gibi ilkellik, barbarlık, vahşilik simgeleri de bunaklık durumudur

Yani durum 'Deveye sormuşlar boyunun(boynun) neden eğri diye

Nerem doğru ki' demiş durumu,

Memelerini, poposunu, bacaklarını, cinsel organını topluma gösteren insan dişisi

Kendini 'Özgür, medeni, çağdaş, uygar, ileri, üstün' sanıyor

Oysa özgürlük 'Özün gür'lüğü durumudur

İnsanın özü de beyindedir, ruhtadır

Doğrunun özü de bilimde ve ahlaktadır

Çünkü bilim de, ahlak da doğrular için çalışır

Gerçek ki özgürlük utanmazlık değil bilimsellik ve ahlakçılıktır

Gerçek ki bilimdışı-ahlakdışı dünyalar olan Batı, siyaset, kapitalistlik, ve moda

Özgürlük öğretemez de, veremez de

Gerçek ki bedeni 'Öz' yapmak geriletir, beyini 'Öz' yapmak ilerletir

Çünkü beden bilim ve ahlak öğrenemez

Bilimi ve ahlakı ancak beyin öğrenir

Öyle ise dünyanı, hayatını(yaşamını), gününü, zamanını, var oluşunu yani evini

Bedenine değil beyinine(beynine) kur

Unutma ki hayvanlar da bilimi ve ahlakı umursamaz, önemsemez, istemez

Beyin utanır, beden utanmaz

Oysa beden de, beyin de hayvanlarda da var

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' yani 'Önce beyin' dedi

Ahlakdışı-bilimdışı moda türü, ahlakdışı-bilimdışı pılaj türü

Ahlakdışı-bilimdışı sanat türü, ahlakdışı-bilimdışı ünlü türü, astroloji-medyumluk-falcılık

Ve ahlakdışı-bilimdışı siyaset türü başta olmak üzere ahlakı ve bilimi yani beyini dışlayan

Hiçbirşeye yönelme,

'Yaşam enerjisi' denilen şey insanlara değil hayvanlara gereklidir

Çünkü insan demek beyin demektir, hayvan demekse beden demek

Beyin de düşünmek, beden ise yaşamak ister ancak beyin bilgi ile, beden de enerji ile çalışır

'Yaşam enerjisi' denilen şey nitel aptallık, nitel beyin geriliği belirtisidir

Bu nedenle ki 'Yaşam enerjisi' denilen şeyin zirvesi hayvanlarda bulunur

Çünkü içi lav, kor, ateş, insanlıkdışılık dolu dünya üzerinde

İçi bağırsak, bok, iğrençlik, insanlıkdışılık dolu bedenle 'Yaşam enerjisi'li olmak

Nitel aptallık, nitel beyinsel gerilik durumudur

Bu nedenle ki 'Ağır ol da molla yani akıllı sansınlar' denilir,

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin din tanımına aykırı insanlarla evlenmek yanlıştır

Çünkü ya kendilerine, ya eşlerine, ya çocuklarına, ya toplumlarına, ya insanlığa

Zararları ya da kötülükleri olur

Böyle insanlarla arkadaşlık, dostluk, komşuluk da yanlıştır,

Batının ya da Doğunun ya da siyasetin ya da ekonominin ya da devletin ya da hükümetin

Ya da sanatın ya da hukukun ya da medyanın ya da nefsin ya da mutluluğun gittiği yöne değil

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dinin yönüne git,

Taşı içi lav, kor, ateş dolu dünyada

İçi bağırsak, bok, iğrençlik dolu bedeni, yaşamak diyorlar buna

Sarıl içi bağırsak, bok, iğrençlik dolu bir başka bedene, aşk diyorlar buna

Oy ver, bilimdışı, ahlakdışı siyasi partilere

Demokrasi diyorlar buna,

Sıporu(Siporu, Sporu) bedenini ve ruhunu yıpratmadan

Bilime, ahlaka, mantığa, medeniliğe, ve akıl-ruh sağlığına uygun yap

Kendine dini tanımlayan Din hadisileri'nin din tanımına uygun amaçlar(erekler), nedenler koy

Din hadisileri'nin din tanımına aykırı değil

Mantıksızlık içindeki yani dini tanımlayan Din hadisileri'nin din tanımına aykırılık içindeki

İnsanlar her yeni, farklı şeyi de

Ahlakdışı-bilimdışı şeyleri de sorunlara ya da sorunlarına çözüm, umut sanırlar,

Yaşamak içi leş gibi bir beden ile

Ölüm dışı da leş bir bedene dönüşmek

İki leşlikten, iki insanlıkdışılıktan zevklisini seçmek hayat(yaşam)

Siyaset devleti türü yüzünden sesler ve gülüşler bile hayvancalaşıyor,

Çok gülmek akıl-ruh sağlıksızlığına, öyle ki sadistliğe, öyle ki caniliğe neden olabilir

Çünkü gülmek sırasında beyin sağlıklı, mantıklı, gerçekçi, doğru çalışmaz

İnsan bedeni kaslarla değil hücrelerle çalışır

Bu nedenle ki ancak mikroskopla görülebilen mikroplar dev kaslı sıporcuları(sporcuları) bile

Üç günde öldürebilirler

İnsanların ya da eşlerin birbirlerinden hoşlanmaları ayrı şeydir, birbirlerinden sağladıkları

Yararlardan, çıkarlardan hoşlanmaları ayrı şeydir,

Hisse senedi borsası tarlaya benziyor

Hisse senedi alıyorsun yani tarlaya tohum ekiyorsun

Ancak tarlanın borsadan farkı ki tarlada üründen çiftçi de, toplum da, herkes sevinir

Ancak hisse senedi borsasında kazanmak demek pekçok insanın da yitirmesi demek

Milli Piyango imece gibidir ancak imecede pekçok insan olağan ölçülerde kazanır

Oysa Milli piyango'da akıldışı, insanlıkdışı, gereksiz ölçüde yüksek ödüller var, çok az kişiye

Yani borsa tarla, Milli piyango imece olmaktan çıkmış

İmece değil de birilerini zengin(varsıl) etmek yoluna girmiş durumda

Milli piyango olabildiğince çok insana ev almak için para vermeli

Olabildiğince az insana saray almak için değil

Zaten siyasetin ve özel sektör denilen kapitalistliğin doğru bir dünya yaratması beklenilemez

Yanlışlık yanlışları, kötülük kötülükleri yaratır

Biryanda akıldışı-ahlakdışı moda türü, akıldışı-ahlakdışı pılaj(plaj) türü

Akıldışı-ahlakdışı ünlü türü, akıldışı-ahlakdışı müzik türü, akıldışı-ahlakdışı-vahşi sinema türü

Akıldışı-ahlakdışı-vahşi Tv dizisi türü, akıldışı-ahlakdışı-vahşi Tv tanıtımcası(reklamı) türü

Akıldışı-ahlakdışı-vahşi sosyal medya türü, akıldışı-ahlakdışı-vahşi siyaset türü

Akıldışı-vahşi-insanlıkdışı sıpor türü

İnsanlar, toplumlar, ve insanlık delirtilmeye mi çalışılıyor acaba

Bu durumun sonuçu açık ki ahlaksızlığın, bilimdışılığın, mantıksızlığın, akıl-ruh sağlıksızlığının

Suçların artması olur

Bu durum 3. dünya savaşına uygun olur ancak insanlığa uygun olmaz

Gerçek ki siyasetin ve özel sektörün yönettiği dünya doğru dünya, insanca dünya olmaz

Gerçek ki siyasetin ve özel sektörün yönettiği hukuk kendine 'Doğru hukuk' da

Adalet de diyemez çünkü yanlışa, kötüye hizmet doğru hukuk da, adalet de değildir

Akıl-ruh sağlığı da, bilim de değildir

Gerçek ki siyaset ve özel sektör ülkeleri, toplumları, insanları, insanlığı, ve dünyayı

Ahlakdışı, bilimdışı, akıl-ruh sağlıksız, mantıksız, tutarsız, insanlıkdışı bir duruma

İnsanlıkdışı bir dünyaya doğru götürmektedir

İşin daha mantıksız yönü de siyasetin ve özel sektörün kendilerini 'Demokrasi, özgürlük

Ve din' olarak göstermeleridir

Oysa demokrasi, özgürlük, ve din 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demektir

Demek ki önce siyaset ve kapitalistlik delirmiş

Şimdi de toplumları ve insanlığı delirtmeye çalışıyor

Gerçek ki siyaset ya vahşiliğe ya ahlaksızlığa götürür ülkeleri ve dünyayı

Vahşilik de, ahlaksızlık da deliliktir yani siyaset ve kapitalistlik deliliğe götürmekte

Deliliğin moda türünü de yanlarına alıp

Durum ki siyaset toplumları böler, özel sektör de yer

Durum ki siyasetin 'Demokrasi' ya da 'Din' dediği şey 'Böl ve ye' demek

Oysa demokrasi ve din 'Ahlakçılık ve bilimsellik' demek

Demek ki siyaset ya cehalet ya akıl-ruh sağlıksızlığı durumu olmakta

Öyle ise asla çözüm olamaz

Öyle ise 'Çözüm' diye siyaseti seçmek niye

Sorunları yaratan şeyler asla çözüm olamazlar

Durum ki ülkelerdeki sorunları zaten ahlakdışı-bilimdışı durumu ile siyaset yaratmakta

Öyle ise demek ki siyaset asla çözüm olmaz

Bu nedenle ki çözüm olarak Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi

Oysa siyasete oy vermek ya ahlakdışılığa ya bilimdışılığa

Ya da hem ahlakdışılığa hem bilimdışılığa oy vermek anlamına gelmekte

Durum ki insanlığın Yeni çağ'ı siyasete son verilmiş

Ahlak ve bilim ile yönetilen bir çağ olacak

Gerçek ki hükümdarlığın yani sultanlığın yani sultalığın

Yani diktatörlüğün artığı olan siyaset de

Hükümdarlık gibi tarihe gömülmeli artık

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin tanımladığı dine sarılıp

Akıllılan(akıllan) artık ey insanlık

Gerçek ki dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı din sana gerçek demokrasiyi de

Gerçek özgürlüğü de, gerçek hukuku da, gerçek dini de

Yani insanca dünyayı verecektir

Durum ki eğer Kutsal kitaplarda 'Siyaset yasaktır' yazsa idi

Gerçek ki siyaset Kutsal kitapları yasaklardı

Gerçek ki Kutsal kitaplarda 'Özel sektör yasaktır' yazsa idi

Özel sektör Kutsal kitapları yasaklatırdı

Gerçek ki siyasetin ve özel sektörün dünyası gerçeklerin ve doğruların değil

Çıkarların yani bedene ve dünyaya köleliğin dünyasıdır,

Evrim fosil üzerine değil 'Düşünmek' üzerine kurulu bir dünyadır

Gerçek ki evrim karşıtılarına(karşıtlarına) evrim canlı olarak izletilse yine inanmazlar

Çünkü dini inançları 'Evrime inanma' diyor

Oysa din bilimdir, bilim de 'Evrim var' diyor

Evrim yalnızca fosil ile, kemik ile, beden ile, nicelik ile, doğa ile anlaşılabilecek

Bir konu değildir

Evrimi anlamak için anlak(zeka), akıl(us), mantık da gereklidir

Örnek ki hiç matematik bilmeyen bir toplumun önüne 1'den 10'a kadar sayılar konulsa

O toplum o sayılardan dört işlemi üretemez yani sayıları bilmek ayrıdır

Dört işlemi bilmek ayrıdır

Evrim de hem sayılar hem dört işlem gibidir yani yalnızca sayılara yani yalnızca fosillere

Bakılıp anlaşılamaz

Evrimi anlamak için örnek ki 'Yılanların ayakları yok, sürünüyorlar

Ancak kuşların ayakları var, neden uçuyorlar?' gibi soruları da düşünmek gerekir,

İnsan kendisi konusunda şu altı temel şeyi asla unutmamalıdır:

1- Doğmadan önce kendini, hiçkimseyi, hiçbirşeyi bilmeyen

Hiçbirşeyi umursamayan, hiçbirşeyin farkında olmayan bir nesne idi

2- Dünya içi lav, kor, ateş bir kütledir

3- Beden içi bağırsak, bok, iğrençlik, insanlıkdışılık doğu bir kütledir

4- Ölünce kendini, hiçkimseyi, ve hiçbirşeyi anımsamayan(hatırlamayan)

Hiçbirşeyi umursamayan, hiçbirşeyin farkında olmayan bir nesne olacak

5- İnsanlar çocuklarını ölmeleri için dünyaya getirirler

6- Gerçek din, gerçek laiklik, gerçek özgürlük, gerçek hukuk, gerçek eğitim, gerçek din

Dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük

Güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin dediği dindir,

İnsanlar çocuklarını ölmeleri için dünyaya getirirler

Bu nedenle insanlar, çocuklarının yaşları kaç olursa olsun çocuklarından sorumludurlar

Ve devletler de her insanından sorumludur

Çünkü çocukları doğuranlar insan

Çocuk isteyen de devletler

Gerçek ki böyle bir durum ahlakdışı-bilimdışı dünya olan özel sektör ekonomisi değil

Devletçi ekonomi gerekir çünkü özel sektör kendi çocuklarından başka insanları

Sahiplenmez,

Eşeği de, insanı da kendisi eşek yapar

Bir varlığı ise ancak dini tanımlayan, 'Din mantık, ahlak, bilim, vicdan, merhamet, adillik

Dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, sadelik, israfsızlık, nefssizlik

Ve bunlarla inzivadır' diyen Din hadisileri'nin dediği dine uymak insan yapar

Dünya insan içinde de kendini de, insanı da bilmez,

Anlak(Zeka) hayvanda da var

Ahlaklı ve bilimsel olmayan anlak insanca anlak değildir

İnsan beyini doğru beyin olmak istiyorsa 'Tümel anlak' düzeni kurmalıdır kendine

'Tümel anlak' binanın iskeleti gibidir

Birincil derecede gerçekleri, birincil derecede doğruları, birincil derecede önemli

Şeyleri içerir

İnsan ve insanlık için birincil derecede önemli şey de

Dini tanımlayan Din hadisileri'nin tanımladığı dindir, bu dinin anlattığı şeylerdir,

İnsan beyini ahlaka ve bilime uygun şeyleri korumak

Ahlaka ve bilime aykırı şeyleri unutmak, yok etmek zorunda

Yoksa mantıklı, tutarlı, akıl-ruh sağlıklı, insanca olamaz

Çünkü beyinin nicel zirvesi bilim, nitel zirvesi ahlaktır

Çünkü gerçeklerin dünyası bilim, doğruların dünyası ahlaktır

Doğada, evrende, dünyada, hayvanlarda, bitkilerde, nesnelerde ahlak ve bilim olmaz

Özel sektör denilen kapitalistlik yani vatan ve toplum sömürüsü fabrikalarında

İnsanın yerine makinayı(makineyi) geçirdiğine göre demek ki insan değil nesne istiyor

Demek ki özel sektör doğru insan yetiştiremez, doğru insan yaratamaz

Bu nedenle ki özel sektör eğitim alanında yeralmamalı(yer almamalı)

Yani özel sektör önce ahlak ve bilimle kendini eğitmeli

Öyle ise nedir bu 'Özel' okullar, 'Özel' üniversiteler

Gerçek ki doğru devlet, doğru ülke 'Ahlak ve bilim' üzerine kurulu olur

Ancak durum ki özel sektör ve siyaset ahlak ve bilim üzerine kurulu değil

Ahlak ve bilim üzerine kurulu olmamak da 'Ben insan değil hayvan istiyorum' anlamıdır

Çünkü ahlak insanı hayvandan ayıran, nitel en üstün farktır

Bilim de insanı hayvandan ayıran, nicel en üstün fark

Bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' diye boşuna demedi,

Siyasetin işi toplumu, hukuku, ekonomiyi, eğitimi, ve ülkeyi biçimlendirmek olmamalı

Yönetmek ayrı şeydir, biçimlendirmek ayrı şeydir

Biçimlendirmek ancak ahlakın ve bilimin yapması ise doğru olur

Siyaset ise ahlaka ve bilime aykırı bir dünya durumunda

Yani 'Kediye ciğer emanet edilmez' durumu

Siyaset önce kendini biçimlendirsin 'Ahlak ve bilim' ile

Çünkü Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' diye boşuna demedi,

Durum ki 'Vatanı satmak' durumu siyaset ile başladı, siyaset buna 'Özelleştirme' diyor

Yani devletin, vatanın, toplumun, kamunun malını, geçim kaynaklarını, gelir kaynaklarını

Onlardan alıp kapitalistlere vermek ki sormak gerekir 'Bunun neresi onur, gurur, zafer(yengi)

Başarı?', gerçek ki bunun adı başarı zafer değil başarısızlıktır

Çünkü başarı devleti, vatanı, toplumu, kamuyu mal-mülk sahibi yapmaktır

Malsız, mülksüz bırakmak değil

Gerçek ki siyaset yalancı da

Durum ki 'Vatanı satmak' içerikli 'Vatana ihanet' durumu siyaset ile başladı

Çünkü hükümdarlar devletin, vatanın, toplumun, kamunun hiçbirşeyini satmazlardı

Üstelik devletlerini, vatanlarını, toplumlarını, kamuyu daha çok mal, mülk sahibi

Yaparlardı

Durum ki siyasete 'Hükümdarlık' denilse değil, 'Din' denilse değil, 'Demokrasi' denilse değil

'Özgürlük' denilse değil, 'Adalet' denilse değil

Durum ki siyaset ancak 'Delilik' durumu

Bu nedenle ki siyasetçi olmak için akıl-ruh sağlığına gerek yok, para ya da oy olsun yeter

Bu nedenle ki tarih 'Deli' denilen hükümdarlarla da dolu

Ve siyasetçilerden de akıl-ruh sağlığı belgesi istenmiyor

Yani 'Atı alsın Üsküdar'ı geçsin de ister akıllı olsun, ister deli' durumu

Oysa Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi çünkü ahlak akıl-ruh sağlığının

Nitel durumudur, bilim de nicel durumu

Önerim ki siyasetçilerin yalnızca eğitimlerini, ahlaklarını, gelirlerini değil

Akıl-ruh sağlıklarını da sorgulayın, inceleyin

Bunun için ille de pısikolog(pisikolog, psikolog), pısikiyatır(pisikiyatır, psikiyatr) olmaya gerek yok

Ahlaklı ve bilimsel iseler akıl-ruh sağlıklıdırlar, değillerse akıl-ruh sağlıklı değildirler

Bunun için ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak ve bilim' dedi

Gerçek ki ahlaklı ve bilimsel olmayan

Akıldışı-ahlakdışı-bilimdışı moda türü içindeki yani utanmazlık yani ahlakdışılık

Ya da bilimdışı inanç içindeki pısikologların, pısikiyatırların

Önce kendilerini tedavi(sağaltım) etmeleri gerekir, ahlak ve bilim ile.


Necdet Gürçiftçi

Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 5.11.22/05.58



29 Aralık 2009 Salı

PROVOKASYON DERSLERİ: 33 ERİN ŞEHİT EDİLMESİ

Bir ülkenin tarihi, provokasyonlarla örülmeye başlanmışsa, yurtseverlerin, provokasyon üzerine bilgili ve bilinçli olmaları zorunlu olur, yoksa provokatörler insanı da toplumu da ülkeyi de parmaklarının üzerinde oynatırlar. Bu nedenle, hiç bir akademik ünvana ve maddi çıkara sahip olmayan ben; bilime, insana, insanlığa, ahlaka ve ülkeme duyduğum sorumluluk ve sevgi nedeniyle, provokasyon üzerinde durmayı seçtim, bir süre. Yoksa işin içinden çıkılacak gibi değil. Bilimcilerimize de aferim; ne bilim üretiyorlar ne ulusal siyaset ne ulusal kültür. Salla başı, al maaşı yöntemini benimsemiş görünüyorlar. Eh, yanına bir de bir sarışın varsa fena olmaz...

Gelelim konumuza. Bu konudaki verilere baktığımızda elimize geçecek temel bilgiler şunlar: 33 er şehit edilmiş,bazıları yaralı kurtulmuş, yaralı kurtulan erlerden biri ayağının arkasından vurulmuş yalnızca, bazıları kaçmış kurtulmuş, bir er kayıp ve o erlerin bu yolculuğu ile ilgili olduğu ve faşist pkk'ye, bir subayca telsizle söylendiği öne sürülen '' Size 33 peynir bidonu gönderiyoruz,'' sözü.Temel ip uçları bunlar.

Şimdi bunları inceleyelim:İlgimi çeken ilk şey, 33 sayısı. Usuma(aklıma) Ahmed Arif'in ''33 kurşun'' adlı şiirini getirdi.Sanırım, 33 sayısı özellikle tutturulmak istenmiş, bu şiire yollama yapılarak.Ve yine sanırım, gerçekte öldürülen er sayısı 34idi ve 33 sayısı gerçekleşsin diye, o bir erin ölüsü saklanıldı.Ayağının arkasından vurulan er ise sırtını, teröristlere döndüğü için öyle olmuş. Ama ilginç olan şu ki on metreden ya da beş metreden, bilemiyorum kaç metreden, işleri insan öldürmek olan teröristlerce, gövdesine ateş edilmek yerine özenle ayağına ateş edilmesi, garibime gitti. Yani 33 sayısını tutturmak isteğinde olduklarını düşünmek zorundayım bu durumda.Yoksa onun ayağına ateş eden terörist gerçekte o faşist örgütün içine sızdırılmış bir ajan mıydı? Bu da olabilir doğal ki.O eri öldürmeye kıyamamış olabilir. Bu 33 sayısında bir tutku olduğunu gösteren başka bir önemli kanıt ise o telsiz konuşmasını yapan ve bir subay olduğu ileri sürülen kişinin , o otobüste 33'den çok er olmasına karşın neden 33 peynir bidonu dediği. O erlerden yalnızca 33'ünün öleceğini başka nasıl bilebilirdi? Otobüste kaç er olduğunu bilmeyen kişiler bile, öldürülen 33 er, yaralı kurtulan 1 er ve bulunamayan 1 erden, en az 35 er olduğunu anlar o otobüste. Merak edemeden duramayacağım bir başka konu ise, ayağından vurulan o erden sonra ki erler öldü mü, yoksa yaralandılar mı? Yani o er, 34. er miydi? Bir olasılık, eğer o telsiz konuşması ve onu yapan bir subay var ise Tunceli'li, Dersim'li, faşist pkk örgütü yandaşı biri olabilir.


Peynir bidonu, sözüne gelince; ordu, peynirini bidonda değil tenekede alır; en azından benim askerlik yaptığım dönemde böyleydi. Zaten teneke peyniri, tenekede satılır.Bidon sözü, orduyla pek uygun olmayan bir söz bu yüzden ve ben askerlik yaptığım sürede böyle bir söz de duymadım.Sanırım bu sözü, bidonlarla içli dışlı olan biri söylemiştir.En azından, böyle bir sözü söyleyen kişi,Türk Ordusu'na ve insana saygısı, sevgisi olmayan biridir.Yani ruhsal durumu, mantığı ve kişiliği pek yerinde değildir. Yani böyle bir telsiz ihaneti ve böyle bir söz olmuşsa, bu kişi subay dahi olsa, ordu içine sızdırılmış, Türk olmayan, hain bir ajandır.Dolayısıyla böyle bir katliam, Türk Ordusu ile bağdaştırılamaz; olsa olsa Türk Ordusu'na ve Türkiye'ye ihanet ile bağdaşlaştırılabilir ki bu terörü hangi dış devletlerin ürettiği artık ortada.Bidon sözü, sivil yaşamda, şişman ya da yalnızca kas gücü olan ya da kafası çalışmayan anlamlarına da gelir.Bu açıdan, bu sözü söylemiş kişi, kendini beğenmiş ve mantıksız biridir.

Her ordu içinde hainler kuşkusuz ki olabilir. Ama en büyük yanlış, bunları, ordu ile eş, orduya ait saymaktır. 33 erin şehit edildiği bölgede, yaralı erin anlatımına göre 150-200 terörist daha varmış ki bu büyük bir askersel başarısızlıktır.3-5 değil 150-200 bu. Bir bölge bu denli denetimsiz olmamalıdır.

O askerler sivil ve silahsızdı. Zaten burada amaç, o kişilerin er olmadıklarını sandırmak.Yani kamuflaj. Ama burada işte büyük bir psikolojik ve toplumbilimsel eksiklik ortaya çıkıyor. Aylarca askersel eğitim görmüş insanları, deneyimli kişiler, 100 metreden bile tanıyabilirler.Polis, sokakta suçlu yakalarken, alınlarındaki '' suçlu'' yazısına bakmıyor, yüzlerine ve bedensel duruşlarına bakıyor.Yani burada gerçekte büyük bir ihmal var.O askerler, slahlı destek eşliğinde, gidecekleri yere götürülmeliydiler ki sonraları da böyle yapıldı.

Gelelim, orduya karşı bu provokasyonun öteki ya da ana ayağına. İlginç ki Turgut Özal, o dönemde, Kürt açılımı başlatmak üzere idi deniliyor.Yani bu olay;bu açılıma karşı olan güçlerce yapıldı, denilmeye getiriliyor. Hımm, burada, bu savı getirenler de büyük olasılıkla ya orduya bu provokasyonu hazırlayan güçler ya da onların tuzağına düşenler. Ama ben şöyle düşünürüm: Özal'ın bu açılımı tam orduya kara çalma fırsatı denilip,bu katlima düzenlendi. Burada faşlist pkk'nin pek sevdiği ''insiyatif'' sözcüğü işe karıştı belli ki... Birileri, bu faşist örgüte, o askerleri öldürün, dedi; bu örgüt de sözüm ona kültürel kurnazlık yapıp, Ahmed Arif'in 33 kurşun adlı şiirini senaryo olarak kullanmak istedi.Yani bir yerde, Dersim İsyanı'nın öcünü de edebi biçimde almak istedi.Büyük olasılıkla, bu provokasyonu düzenleyenler, o otobüsteki tüm askerlerin öldürülmelerini istemiş ya da ummuşlardı.

Bugün ki amaç(erek), taa bu faşist örgütün kurulmasından başlayarak, Türk Ordusu'na kara çalmaktı. Bu örgütün kuruluş yılının 1980'ler olmasına dayanılarak, bu örgütün kuruluş nedeni olarak 12 eylül 1980 darbesinin, Kürtler üzerindeki faşist baskısı ve zulmü olarak gösterilmek ve bu faşist örgüt, masum gösterilmek isteniyor. Bunu yapanlar da ya bu provokasyonu hazırlayan güçler ya da bunların tuzağına düşenler. Hayır efe, hayır. Bence bu örgütün kuruluş yılının 1980'ler olmasının gerçek anlamı;1980 öncesinde, tüm Türkiye'ye yayılmış olan, Türkiye yıkılıyor artık, psikolojisi idi. Yani Türkiye üzerinde toprak istekleri, düşleri olan dış devletlerden bu konu ile ilgili olanları, nasılsa Türkiye artık Osmanlı gibi yıkılmak üzere, biz de gözümüzü diktiğimiz toprakları alalım, düşüncesidir. Ve bunlar işte, önce Asala adlı Ermeni terör örgütünü sonra da pkk adlı faşist , terör örgütünü kurdular. Ve bu amaçla da öncelikle,siyasi yaklaşım ve bölünmemiş Türkiye isteği içinde olan Kürt siyasilerini öldürttüler.Yani bu örgütün kuruluş nedeni 1980 darbesi değil Türkiye düşmanı devletlerin toprak istekleri ve artık Türkiye'nin yıkılıyor olduğu sanısına kapılmalarıdır.Görülüyor ki bu güçler, her şeyin nedenini Türk Ordusu'na atmak için olanak kollamaktalar. Yani hem haksızlar hem güçlüler.Yani sineğin bile yağını çıkarmak ereğindeler. Türk aydınları, Türk devrimcileri, Türk komünistleri, Türk Müslümanları, Türk milliyetçileri, Türk dinsizleri bu provokasyona düşmemek zorundalar. Yoksa tümü de var oluş olanaklarını yitirirler. Dış devletler, onların hiçbirine yaşama hakkı vermez, amaçlarına ulaşırlarsa.Gün birlik ve savunma zamanıdır.

Ben ekonomide, komünizmi savunan biriyim ama size güvence veririm ki Türk Ordusu'na kara çalacak her olay, dış devletlerin provokasyonudur. Bu provokasyona düşmeyelim. Elin ordusu, bizim ordumuzdan iyi mi? Kurtuluş Savaşı'mızda bize; Asya'da, Afrika'da, Güney Amerika'da öteki insanlara neler yaptıklarını görmediniz mi? Dünyada Türk Ordusu'ndan yardım sever, iyilik sever, insan sevgisi dolu başka bir ordu var mı? O orduyu, '' Ahlaksız bir millet kalkınamaz!'' ve '' Anti emperyalizm benim temel karakterimdir! '' diyen bir asker kurmadı mı? Ordu kötü, asker kötü diyenler, sizler askerlik yapmadınız mı? Sizler askerken kötü insanlar mıydınız! Sizleri askere göneren anneleriniz ve babalarınız kötü insanlar mı? Savunduğunuz değerler kötü değerler miydi, kötü amaçlar mıydı?

Öneriyorum: Türkiye'nin bu provokasyonlardan kurtulması ancak, bu provokasyonları ve provokatörleri ortaya çıkaracak, sergileyecek ''Provokasyon Enstitüsü ya da Kurumu'' kurulmasına bağlıdır.Önlenecek her provokasyon ekonomiye, yeni bir petrol kuyusu ya da altın madeni bulunmuş gibi olumlu bir gelir katkısı sağlayacaktır.Çünkü her provokasyon hem ülke varlığına hem de ekonomisine büyük birer zarar getirir.

33 erin katliamı provokasyonunu kimler düzenledi konusuna gelince: Bugün bu katliamın, Türk Ordusu üzerine yıkılması amacı demek olan, soruşturulmasını, araştırılmasını kimler istiyorsa onlardır!Çünkü her provokatör, amacına ulaşmak ister! Ve provokasyonu açığa çıkarılmadığı sürece de bunu kullanmayı sürdürür. Yarayı kaşıyan kim ise, yara ona aittir!

Ben dincileri de, dinsizleri de, komünistleri de, milliyetçileri de, demokratları da, aydınları da,hukukçuları da, akademisyenleri de, öğrencileri de, gençleri de yaşlıları da bu provokasyonlara düşmeyecek denli zeki ve onurlu görmek istiyorum.İlla Türk olmaları gerekmez.Bu provokasyonlara karşı savaşmak her şeyden önce bilim,insan olmak,kardeşlik, akıl ve zeka onurunun gereğidir.

Uyarıyorum; her kurumun, her siyasi partinin içinde Türkiye düşmanı dış devletlerin provokatörleri var. Her kurum ve siyasi parti bunları ayıklamak zorunda öncelikle.

Ama herşeyden önce devlet, hükümet, demokrasi, hukuk; yıllardır Türkiye'nin başına bela yapılan bu faşist terör örgütünü hangi dış devletlerin kurdurduğunu, desteklediğini tv kanallarından topluma açıklamak yiğitliğini, korkusuzluğunu, dürüstlüğünü açıklamayı göstermek zorundadırlar.Yıllardır yapılan ''Dış mihraklar, dış güçler, vb.'' maskesini kullanma korkaklığı artık bırakılmalıdır bu ülkede.Gerçekde ilk provokasyon,bu maskeyi kullanmaktır.

Yaşama dört elle, dört gözle sarılmaktansa bir erdemle sarılmak üstündür.


Necdet Gürçiftçi
2009-aralık

Bir ülkenin tarihi, provokasyonlarla örülmeye başlanmışsa, yurtseverlerin, provokasyon üzerine bilgili ve bilinçli olmaları zorunlu olur, yoksa provokatörler insanı da toplumu da ülkeyi de parmaklarının üzerinde oynatırlar. Bu nedenle, hiç bir akademik ünvana ve maddi çıkara sahip olmayan ben; bilime, insana, insanlığa, ahlaka ve ülkeme duyduğum sorumluluk ve sevgi nedeniyle, provokasyon üzerinde durmayı seçtim, bir süre. Yoksa işin içinden çıkılacak gibi değil. Bilimcilerimize de aferim; ne bilim üretiyorlar ne ulusal siyaset ne ulusal kültür. Salla başı, al maaşı yöntemini benimsemiş görünüyorlar. Eh, yanına bir de bir sarışın varsa fena olmaz...

Gelelim konumuza. Bu konudaki veriler baktığımızda elimize geçecek temel bilgiler şunlar: 33 er şehit edilmiş, bazıları yaralı kurtulmuş, yaralı kurtulan erlerden biri ayağının arkasından vurulmuş yalnızca, bazıları kaçmış kurtulmuş, bir er kayıp ve o erlerin bu yolculuğu ile ilgili olduğu ve faşist pkk'ye, bir subayca telsizle söylendiği öne sürülen ''Size 33 peynir bidonu gönderiyoruz, '' sözü. Temel ip uçları bunlar.

Şimdi bunları inceleyelim: İlgimi çeken ilk şey, 33 sayısı. Usuma (aklıma) Ahmed Arif'in ''33 kurşun'' adlı şiirini getirdi. Sanırım, 33 sayısı özellikle tutturulmak istenmiş, bu şiire yollama yapılarak. Ve yine sanırım, gerçekte öldürülen er sayısı 34 idi ve 33 sayısı gerçekleşsin diye, o bir erin ölüsü saklanıldı. Ayağının arkasından vurulan er ise sırtını, teröristlere döndüğü için öyle olmuş. Ama ilginç olan şu ki on metreden ya da beş metreden, bilemiyorum kaç metreden, işleri insan öldürmek olan teröristlerce, gövdesine ateş edilmek yerine özenle ayağına ateş edilmesi, garibime gitti. Yani 33 sayısını tutturmak isteğinde olduklarını düşünmek zorundayım bu durumda. Yoksa onun ayağına ateş eden terörist gerçekte o faşist örgütün içine sızdırılmış bir ajan mıydı? Bu da olabilir doğal ki. O eri öldürmeye kıyamamış olabilir.

Peynir bidonu, sözüne gelince; ordu, peynirini bidonda değil tenekede alır; en azından benim askerlik yaptığım dönemde böyleydi. Zaten teneke peyniri, tenekede satılır. Bidon sözü, orduyla pek uygun olmayan bir söz bu yüzden ve ben askerlik yaptığım sürede böyle bir söz de duymadım. Sanırım bu sözü, bidonlarla içli dışlı olan biri söylemiştir. En azından, böyle bir sözü söyleyen kişi, Türk Ordusu'na ve insana saygısı, sevgisi olmayan biridir. Yani ruhsal durumu, mantığı ve kişiliği pek yerinde değildir. Yani böyle bir telsiz ihaneti ve böyle bir söz olmuşsa, bu kişi subay dahi olsa, ordu içine sızdırılmış, Türk olmayan, hain bir ajandır. Dolayısıyla böyle bir katliam, Türk Ordusu ile bağdaştırılamaz; olsa olsa Türk Ordusu'na ve Türkiye'ye ihanet ile bağdaşlaştırılabilir ki bu terörü hangi dış devletlerin ürettiği artık ortada. Bidon sözü, sivil yaşamda, şişman ya da yalnızca kas gücü olan ya da kafası çalışmayan anlamlarına da gelir. Bu açıdan, bu sözü söylemiş kişi, kendini beğenmiş ve mantıksız biridir.

Her ordu içinde hainler kuşkusuz ki olabilir. Ama en büyük yanlış, bunları, ordu ile eş, orduya ait saymaktır. 33 erin şehit edildiği bölgede, yaralı erin anlatımına göre 150-200 terörist daha varmış ki bu büyük bir askersel başarısızlıktır.3-5 değil 150-200 bu. Bir bölge bu denli denetimsiz olmamalıdır.

O askerler sivil ve silahsızdı. Zaten burada amaç, o kişilerin er olmadıklarını sandırmak. Yani kamuflaj. Ama burada işte büyük bir psikolojik ve toplum bilimsel eksiklik ortaya çıkıyor. Aylarca askersel eğitim görmüş insanları, deneyimli kişiler, 100 metreden bile tanıyabilirler. Polis, sokakta suçlu yakalarken, alınlarındaki '' suçlu'' yazısına bakmıyor, yüzlerine ve bedensel duruşlarına bakıyor. Yani burada gerçekte büyük bir ihmnal var. O askerler, slahlı destek eşliğinde, gidecekleri yere götürülmeliydiler ki sonraları da böyle yapıldı.

Gelelim, orduya karşı bu provokasyonun öteki ya da ana ayağına. İlginç ki Turgut Özal, o dönemde, Kürt açılımı başlatmak üzere idi deniliyor.Yani bu olay;bu açılıma karşı olan güçlerce yapıldı, denilmeye getiriliyor. Hımm, burada, bu savı getirenler de büyük olasılıkla ya orduya bu provokasyonu hazırlayan güçler ya da onların tuzağına düşenler. Ama ben şöyle düşünürüm: Özal'ın bu açılımı tam orduya kara çalma fırsatı denilip, bu katlima düzenlendi. Burada faşlist pkk'nin pek sevdiği ''insiyatif'' sözcüğü işe karıştı belli ki... Birileri, bu faşist örgüte, o askerleri öldürün, dedi; bu örgüt de sözüm ona kültürel kurnazlık yapıp, Ahmed Arif'in 33 kurşun adlı şiirini senaryo olarak kullanmak istedi.Yani bir yerde, Dersim İsyanı'nın öcünü de edebi biçimde almak istedi.Büyük olasılıkla, bu provokasyonu düzenleyenler, o otobüsteki tüm askerlerin öldürülmelerini istemiş ya da ummuşlardı.

Bugün kü amaç(erek), taa bu faşist örgütün kurulmasından başlayarak, Türk Ordusu'na kara çalmaktı. Bu örgütün kuruluş yılının 1980'ler olmasına dayanılarak, bu örgütün kuruluş nedeni olarak 12 eylül 1980 darbesinin, Kürtler üzerindeki faşist baskısı ve zulmü olarak gösterilmek ve bu faşist örgüt, masum gösterilmek isteniyor. Bunu yapanlar da ya bu provokasyonu hazırlayan güçler ya da bunların tuzağına düşenler. Hayır efe, hayır. Bence bu örgütün kurluş yılının 1980'ler olmasının gerçek anlamı;1980 öncesinde, tüm Türkiye'ye yayılmış olan, Türkiye yıkılıyor artık, psikolojisi idi. Yani Türkiye üzerinde toprak istekleri, düşleri olan dış devletlerden bu konu ile ilgili olanları, nasılsa Türkiye artık Osmanlı gibi yıkılmak üzere, biz de gözümüzü diktiğimiz toprakları alalım, düşüncesidir. Ve bunlar işte, önce Asala adlı Ermeni terör örgütünü sonra da pkk adlı faşist , terör örgütünü kurdular. Ve bu amaçla da öncelikle, siyasi yaklaşım ve bölünmemiş Türkiye isteği içinde olan Kürt siyasilerini öldürttüler.Yani bu örgütün kuruluş nedeni 1980 darbesi değil Türkiye düşmanı devletlerin toprak istekleri ve artık Türkiye'nin yıkılıyor olduğu sanısına kapılmalarıdır.Görülüyor ki bu güçler, her şeyin nedenini Türk Ordusu'na atmak için olanak kollamaktalar. Yani hem haksızlar hem güçlüler.Yani sineğin bile yağını çıkarmak ereğindeler. Türk aydınları, Türk devrimcileri, Türk komünistleri, Türk müslümanları, Türk milliyetçileri, Türk dinsizleri bu provokasyona düşmemek zorundalar. Yoksa tümü de var oluş olanaklarını yitirirler. Dış devletler, onların hiçbirine yaşama hakkı vermez, amaçlarına ulaşırlarsa.Gün birlik ve savunma zamanıdır.

Ben ekonomide, komünizmi savunan biriyim ama size güvence veririm ki Türk Ordusu'na kara çalacak her olay, dış devletlerin provokasyonudur. Bu provokasyona düşmeyelim. Elin ordusu, bizim ordumuzdan iyi mi? Kurtuluş Savaşı'mızda bize; Asya'da, Afrika'da, Güney Amerika'da insanlara neler yaptıklarını görmediniz mi? Dünyada Türk Ordusu'ndan yardım sever, iyilik sever, insan sevgisi oldu başka bir ordu var mı? O orduyu, '' Ahlaksız bir millet kalkınamaz!'' ve '' Anti emperyalizm benim temel karakterimdir! '' diyen bir asker kurmadı mı? Ordu kötü, asker kötü diyenler, sizler askerlik yapmadınız mı? Sizler askerken kötü insanlar mıydınız! Sizleri askere göneren anneleriniz ve babalarınız kötü insanlar mı? Savunduğunuz değerler kötü değerler miydi, kötü amaçlar mıydı?

Öneriyorum: Türkiye'nin bu provokasyonlardan kurtulması ancak, bu provokasyonları ve provokatörleri ortaya çıkaracak, sergileyecek ''Provokasyon Enstitüsü ya da kurumu'' kurulmasına bağlıdır.Önlenecek her provokasyon ekonomiye, yeni bir petrol kuyusu ya da altın madeni bulunmuş gibi olumlu bir gelir katkısı sağlayacaktır.Çünkü her provokasyon hem ülke varlığına hem de ekonomisine büyük bir ekonomik zarar getirir.

33 erin katliamı provokasyonunu kimler düzenledi konusuna gelince: Bugün bu katliamın, Türk Ordusu üzerine yıkılması amacı demek olan, soruşturulmasını, araştırılmasını kimler istiyorsa onlardır!Çünkü her provokatör, amacına ulaşmak ister! Ve provokasyonu açığa çıkarılmadığı sürece de bunu kullanmayı sürdürür. Yarayı kaşıyan kimse, yara ona aittir!

Ben dincileri de, dinsizleri de, komünistleri de, milliyetçileri de, demokratları da, aydınları da, hukukçuları da, akademisyenleri de, öğrencileri de, gençleri de yaşlıları da bu provokasyonlara düşmeyecek denli zeki ve onurlu görmek istiyorum.İlla Türk olmaları gerekmez.Bu provokasyonlara karşı savaşmak her şeyden önce bilim, insan olmak, kardeşlik, akıl ve zeka onurunun gereğidir.

Uyarıyorum; her kurumun, her siyasi partinin içinde Türkiye düşmanı dış devletlerin provokatörleri var. Her kurum ve siyasi parti bunları ayıklamak zorunda öncelikle.

Ama herşeyden önce devlet, hükümet, demokrasi, hukuk; yıllardır Türkiye'nin başına bela yapılan bu faşist terör örgütünü hangi dış devletlerin kurdurduğunu, desteklediğini tv kanallarından topluma açıklamak yiğitliğini, korkusuzluğunu, dürüstlüğünü açıklamayı göstermek zorundadırlar.Yıllardır yapılan ''Dış mihraklar, dış güçler, vb.'' maskesini kullanma korkaklığı artık bırakılmalıdır bu ülkede.Gerçekde ilk provokasyon, bu maskeyi kullanmaktır.

Yaşama dört elle ve dört gözle sarılmaktansa bir erdemle sarılmak üstündür...
Necdet Gürçiftçi
2009-aralık